Atıksız Mutfaklar İçin Çözüm Önerileri

Doğa, tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için muhteşem bir donanıma sahiptir. Dört mevsim kusursuz bir denge içerisinde yenilenerek tüm ihtiyaçlarımıza cevap verir. Hayatta kalabilmek için almamız gereken oksijeni, suyu, besinleri ve daha birçok gereksinimimizi onun sayesinde karşılaşırız. Doğal dengenin korunması canlılığın sürdürülmesinin temel şartıdır. Peki, ya bir gün bu denge tamamen bozulursa?

 

Teknoloji ve sanayileşme ile son birkaç yüzyılda insanların yaşam biçiminin de hızla değiştiği bir gerçektir. Modern zamanın hızına ayak uydurmaya çalışırken doğal kaynakları daha fazla tüketir ve çok daha fazla atık üretir olduk. Bu durum da mavi gezegenin yorulmasına ve doğanın dengesini artık koruyamamasına yol açtı. Tüm dünyada iklim değişiklikleri, içilebilir su kaynaklarının azalması, kuraklık gibi sorunlar baş göstermeye başlayınca gelecekte yaşamın ne kadar mümkün olabileceği sorusuyla karşı karşıya kaldık ve birtakım küresel önlem planları hazırlandı.

Sıfır atık projesi, bizden sonraki nesillerin de hak ettiği yaşanabilir dünyayı korumak için alınan önlemlerden biridir. Bu proje sadece doğada daha az atığın oluşmasını değil, aynı zamanda yenilenebilir ya da yenilenemeyen tüm doğal kaynakların korunması için tüketim alışkanlıklarımızın değiştirilmesini de amaçlar. Bunun yolu da tabii ki ilk olarak mutfaklardan geçer.

Atıksız Mutfak Nedir?

Her yıl doğayı milyarlarca ton evsel atık ile mücadele etmek zorunda bırakır ve onu yorarız. Bu atıkların önemli bir kısmı da mutfaklardan çıkar. Hiç farkında olmadan çöpe attığımız meyve sebze kabukları, yemek artıkları, hazır gıda paketleri; doğanın omzundaki yükü gittikçe ağırlaştırır. Atıksız mutfak, tek kullanımlık ürün kullanma veya organik atıkları çöpe atma gibi alışkanlıkların değiştirildiği, geri dönüşüm ve yeniden kullanma odaklı bir sistemin kurulmasıdır.

 

Mutfakta Sıfır Atık ve Geri Dönüşüm için Neler Yapılabilir?

Çöp kutularına attığımız her atıkla bizden sadece birkaç nesil sonraki insanların hava kirliliği, kuraklık, besin kıtlığı, artan hava sıcaklıkları gibi sebeplerden zor ve belki kısa yaşamlar sürdürmesi ihtimalini besleriz. Oysa alışkanlık hâline getireceğimiz küçük tedbirlerle dünyamızdaki masmavi suları, yemyeşil bitkileri ve berrak gökyüzünü daha binlerce yıl koruyabilmemiz mümkündür. Gelin, neler yapabileceğimize birlikte bakalım.

 

Planlı Alışveriş Yapmak

Üretim ve tüketim kavramları, birbirlerini sürekli besleyerek bir çılgınlığa dönüşmeye gayet meyillidir. Biz tükettikçe talep artar, üretim yoğunlaşır ve çeşitlenir, bu da bizi daha fazla tüketmeye sevk edebilir. Üretim süreçleri doğadaki su ve yeraltı kaynaklarının hızla tükenmesine yol açar. Oluşan sanayi atıkları, doğada birikir ve doğal dengeyi tehdit eder. Oysa ihtiyaçlarımız aslında bellidir ve daha fazlasının çöp kutusuna gitmesi kaçınılmazdır.

 

Atıksız mutfaklar için alınabilecek ilk tedbir, tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmek olabilir. Alışverişe çıkmadan önce bir liste yapabilir ve sadece ihtiyaç duyduğumuz ürünleri kesinleştirebiliriz. Böylece hem doğayı hem bütçemizi korumamız daha mümkün hâle gelir. Ayrıca karnımız açken rengârenk market raflarındaki her besin ihtiyacımızmış gibi görünebilir. Kontrolü kaybetmemek ve neye gerçekten ihtiyaç duyduğumuzdan emin olmak için alışverişe aç değilken çıkabiliriz.

 

 

Kendi Baharatını ve Sebzeni Yetiştirmek

Satın aldığımız meyve sebzelerin yetiştirilip bize ulaşması süreci de doğal kaynakların kullanımını gerektirir. Oluşabilecek küçük aksaklıklarda bir kısmı çürüyerek atığa dönüşür. Bize ulaştığında ise ya paketlenir ya da poşetlere konulur. Mutfak atıklarındaki plastik poşetlerin büyük bir kısmı satın aldığımız meyve ve sebzelerle gelir.

Oysa kendi meyve sebzelerimizi üretmek, doğadaki organik atığı önemli ölçüde azaltmak için iyi bir yoldur. Bir bahçemiz yoksa bile balkondaki, pencere önlerindeki saksılarda yetiştireceğimiz taze otlarla, biber veya domates fideleriyle projeye destek olabiliriz. Küçük adımlar, milyonlarca insan tarafından atıldığında büyür ve uzun yollar katedebilir.

 

Kompost Yapmak

Mutfaktaki organik atıklar aslında çöp değildir. Meyve sebzelerin kabuk ve artıkları, taze otlardan kalan yaprak ve kökler, çay atıkları, hatta yumurta kabukları bile geri dönüşüm yöntemleriyle yeniden kullanılabilir. Tüm bu atıklar, doğaya bırakıldığında toprak içerisinde ayrıştırılarak gübre görevi görür. Toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını düzenler, nemini korur ve verimliliği artırır.

 

Kompost yapmak ise bu süreci taklit ederek doğaya yardımcı olmak şeklinde özetlenebilir. Besin artıkları geri dönüşümle gübre hâline getirilerek saksılarda, bahçelerde, tarlalarda kullanılabilir. Bu yöntem ayrıca evsel atıklardaki plastik poşetin azaltılmasını da destekler.

 

Tek Kullanımlık Ürünlerden Vazgeçmek

Atıksız mutfak projesinin önündeki en ciddi sorunlardan biri, tek kullanımlık ürünlerdir. Kullan-at fikriyle üretilen bardak, tabak, kaşık, çatal gibi servis araçları her ne kadar pratik görünse de uzun vadede insan yaşamını riske edebilir. Tek kullanımlık mutfak gereçleri, alüminyum folyolar, kâğıt havlu ve peçeteler, tek kullanımlık örtüler, kapkek kâğıtları, kahve filtreleri gibi birçok ürün hızla atığa dönüşerek ciddi bir kirlilik oluşturur.

 

Sıfır atık düşüncesini hayata geçirmek istiyorsak tek kullanımlık ürünleri kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmalıyız. Ofis gibi toplu alanlarda tek kullanımlık bardaklar yerine kendi bardağımızı ya da termosumuzu tercih edebiliriz. Piknik gibi organizasyonlar için hafif malzemeli, yıkanabilir mutfak gereçleri edinerek ihtiyaç duydukça kullanabiliriz. Kâğıt havlu ve kahve filtresi satın alırken kompost edilmeye uygun ürünleri tercih etmek de alabileceğimiz bir diğer önlemdir.

 

Plastik Kullanımını Azaltmak

Plastik ürünlerin bir kısmı doğada hiç çözünemez, diğer kısmının çözünmesi ise binlerce yıl sürer. Doğada kaldıkları süre boyunca da zehirli kimyasallar yayarak toprağı ve topraktaki canlıları zehirlerler. Ayrıştırıcı canlıların olmadığı, verimin azaldığı topraklarda bitki oluşumu da riske girer. Ayrıca plastik ürünler petrol tabanlı hammaddeler içerdikleri için doğadaki karbondioksit salınımını da etkiler ve küresel ısınmayı hızlandırır. Canlılığın devamı için plastik poşet, pet şişe, tek kullanımlık bardak gibi plastik ürünlerden kesinlikle kaçınmamız gerekir. Uzun süre kullanılabilen alışveriş çantalarını tercih ederek, kendi su şişemizi ve termosumuzu edinip yanımızda taşıyarak atıksız mutfak projesini destekleyebiliriz.

 

Su Kullanımına Dikkat Etmek

Su, oksijenden sonraki en temel ihtiyacımızdır. Dünyanın yaklaşık dörtte üçü sulardan oluşur ve bu, sanki su kaynaklarımız asla tükenmeyecekmiş gibi bir izlenim yaratır. Oysa bu suyun sadece %3’ü içilebilir durumdadır ve çoğu kutuplarda ya da yeraltında olduğu için içilebilir suyun yaklaşık %0.5’ine ulaşılabilir. UNICEF’in 2017’de yayımladığı bir rapora göre 2040 yılına gelindiğinde yaklaşık 600 milyon çocuğun ciddi susuzluk yaşayacağı bir dünya ön görülmektedir. Susuzluğun yol açacağı hijyen sorunları ve salgın hastalıklar da düşünülünce korkunç bir gelecek ihtimaliyle karşı karşıya kalmaktayız. Peki, neler yapabiliriz?

  • Mevcut su kaynaklarımızı daha uzun süre kullanabilmek için ilk olarak bu konuda ciddi bir bilinç kazanmalı ve çevremizdeki insanları da bilinçlendirmeliyiz.
  • Doğal su kaynaklarının kirlenmemesi için çevresel kirlilik konusunda hassas davranmalıyız.
  • Musluktan akan her bir damlanın işe yaradığından emin olmalıyız. Milyonlarca insanın sadece birkaç saniye gereksiz akıttığı temiz su, gelecekte ciddi sonuçlara yol açabilir.
  • Çamaşır ve bulaşık makinelerini tamamen dolmadan çalıştırmamalıyız.
  • Kirli suların yeniden kazanımını desteklemek için atık yağları lavaboya dökmekten kesinlikle kaçınmalı ve deterjan kullanımını azaltmalıyız.
  • Bahçe sulamak, araba yıkamak gibi ihtiyaçlarımız için arıtılmış musluk suyu yerine depoladığımız yağmur sularını kullanmalıyız.
  • Satın aldığımız her ürünün üretim aşamasında tonlarca su harcanmış olabilir. Alışveriş ve tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli, alışveriş yaparken sürdürülebilirliği destekleyen markalara öncelik vermeliyiz.